Anket Çalışmalarıyla Bilim Yapmak

Giriş

Sanırım çoğumuz arada sırada posta kutumuza gelen anket mesajlarına rastladık. Genellikle “…bölümünde tez/bitirme projesi yazıyorum, ekteki anketi hazırladım, doldurursanız iyi olur…” ifadeleri içeren Internet üzerinden doldurabileceğiniz ve az vaktinizi alacağı da belirtilen çalışmalar. Anket çalışmalarının, diğer bir ifadeyle algı ölçümü çalışmalarının bilimsel katkısını sorgulamak değil amacım, ancak anket hazırlamanın ve anket çalışmalarıyla bilim yapmanın da kuralları var.

Bilim yapmak

Bir fotokopi kağıdı düşünelim, A4 boyutunda olanlarından. Boyutlarını biliyoruz, daha doğrusu paketinin üzerinde yazıyor, 21 cm x 29.7 cm. Biz bu kağıdın boyutlarının paketinin üzerinde yazan ölçülerde olup olmadığını bir araştırma sorusu olarak ele alıyor ve sorguluyoruz. Bu sorgulamayı boyutlarından emin olduğumuz başka bir A4 kağıt ile kıyaslama yaparak ya da doğru ölçtüğünden emin olduğumuz bir cetvelle yapabiliriz. Kağıdın gramajını ve özgül ağırlığını biliyorsak suyun içine atıp taşan su miktarından kağıt boyutlarını hesaplamak gibi başka farklı yöntemler de deneyebiliriz. Ben kolay olanı seçeceğim, bir cetvelle ölçeceğim, çalışma şu şekilde olabilir:

  1. Ölçümü yapılacak kağıtların belirlenmesi: Örneklem mi alacağız yoksa vak’a çalışması mı yapacağız? Ya da hepsinden iyisi tüm dünyadaki tüm A4 kağıtların boyutlarını mı ölçeceğiz? Burada karar bize bağlı, araştırma uzayımız çok büyükse örneklem alınabilir (ki uygun örneklem büyüklüğünün istatistiksel testleri yapılmalı) ya da belirli sınırlı sayıda kağıt üzerinde ölçüm yapılabilir. Farklı markalara ait belirli sayıda A4 paketi içinden rassal olarak seçtiklerimi de ölçebilirim.
  2. Kağıtların boyutlarını ölçebilmek için cetvelin kullanılması: Ofisteki çekmecedeki cetveli bunun için kullanabilirim, tabii eğer cetvel doğru ölçüyorsa. Bunu anlamanın yolu belirli standartlarda olduğu bilinen (kabul edilen değil) bir cetvelle kontrol etmek olabilir. Paris’e gitmeme gerek yok sanırım her ülkede uzunluk ölçüleri için kullanılan bir örnek var.
  3. Kağıt boyutlarının ölçülerek kaydedilmesi: Örneklemde yer alan tüm kağıtların ölçülmesi gerekecek ama bu arada benden ve çevreden kaynaklanan ölçüm hatalarının da olayın içinde olduğunun farkında olmak gerekiyor. Kayıtların düzgün ve daha sonra analizi yapılabilecek şekilde tutulması lazım.
  4. Ölçüm kayıtlarının incelenmesi: Kayıtlardan bazıları çok farklı sonuçlar içerebilir, bu uç değerlerin (outlier) temizlenmesi bilim adamları tarafından ölçüm sonuçlarının manüplasyonu olarak da nitelendirilebiliyor.
  5. Sonuçların ortaya çıkarılması: A4 boyutlarında oldukları düşünülen kağıtların ölçüm sonuçlarının açıklayıcı istatistiksel analizlerinin, daha da iyisi kağıt boyutlarının ölçüm değerlerinin ayrıntılı istatiksel analizi gerekiyor. Unutulmaması gereken ise “istatistiki anlamlılık”ın her zaman “anlamlı” olmayabileceği (bir örnek olarak Avustralya’daki kanguru doğum oranları ile İMKB100′ün getirisi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı olabilir, ama “anlamlı” mıdır, tartışmak gerekir).
  6. Sonuçların yorumlanması: Çalışmanın belki de en önemli bölümü burası. Sonuçlardaki farklılıkların nedenlerinin neler olduğu, bu farklılıkların A4 kullanıcıları açısından önemi ve ileride yapılacak olan çalışmalar için yol gösterici fikirler gibi bir çok fikir bilim adamı tarafından yazılabilir.

Sonuç

Yukarıdaki örnek basit olmasına rağmen sanırım belirli aşamaları hatırlamamızı sağladı. Peki ben anket çalışmalarına karşı neden eleştirel bakıyorum? Bilimsel çalışmalarda (burada daha çok sosyal bilimlerdeki çalışmalardan bahsediyorum) sıklıkla rastlanıldığı üzere doğru bir araştırma sorusu yok. Araştırma soruları es geçilerek doğrudan anket hazırlamaya geçiliyor. İki şekilde anket hazırlayabiliriz, (a) Halihazırda var olan bir ölçek kullanabiliriz veya (b) kendi ölçeğimizi kendimiz oluşturabiliriz. İlki nispeten daha kolay. Ancak ölçeksiz anket hazırlayamayız. Diğer bir deyişle masa başında hazırladığınız ölçeğin (anketin) istediğiniz özelliği doğru ölçtüğünü gösteren testler yapmalı, bu testlerin kabul edilebilirliği incelemeliyiz. Alt alta yazılmış sorular maalesef (ya da iyi ki) bir ölçek oluşturmuyorlar. Doğrudan ölçülebilecek özellikleri dolaylı ölçmemize gerek yok. Ancak algı çalışmaları bu yönde olabiliyor. Bir işletmenin performansı konusunda çalışma yaparken çeşitli parametrelere bakarak performans ölçmekle, çalışanlara “Şirketin performansı nasıl?” diye sormak arasında çok fark var ve ikincisinin neden yapıldığı konusunda tatmin olmuş değilim. Literatürde hangi analizin hangi tür veriyle yapılacağı gibi bazı ipuçları olsa da yenilik iyidir, farklı analiz yöntemlerini uygulamaya koymak da bilim adamının görevi.

Akademideki her bilim adamının her öğrencinin hatta her idari personelin hemen her türlü çalışmada “denek” olarak kullanılması ancak akademi açısından yorum yapılmasını sağlar ve bu da çalışmanın çok kısıtlı kalmasına yol açar. Bana anket gönderenlere “Ne olur artık bana ve öğrencilerime anket vermeyin” demek geçiyor içimden. Daha önceleri bu tür mesajlara sonuçlarından haberdar edilmek istiyorum diye cevap yazıyordum. Aradan geçen 15 yılda, hiçbir, evet, doldurduğum hiçbir anketin bilimsel sonuçlarını elde edemedim. Yayınlananlar arasında da maalesef (yukarıda bahsedilen) bazı problemler olduğunu görüyorum.

Farklı bulduğum anket çalışmalarından bir örnek vereyim, bir yazar farklı ölçeklerden aldığı soruları birleştirerek bir anket ortaya çıkarmıştı. Kendisine bu ölçekler ve içerdikleri sorular arasındaki ilişki düzeylerini sorduğumda yanıt alamamıştım. Yamalı bohça derler eskiler. Bence bu ilişkisel düzey ortaya çıkarılmadan farklı ölçeklerden bazı soruları alıp anket oluşturmak anlamlı değil.

Anket çalışmalarıyla bilim yapmak için çeşitli Bilimsel Araştırma Yöntemleri kaynaklarından destek almakta fayda olduğunu düşünüyorum.